Fehmi Uzun
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kurtuluş Savaşı’na “Milli Mücadele” Demek Atatürkçülüğe Aykırı mı?

Kurtuluş Savaşı’na “Milli Mücadele” Demek Atatürkçülüğe Aykırı mı?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Bizi PayPal Üzerinden Bağış Yaparak Destekle

Son günlerde eğitim camiasını ve kamuoyunu meşgul eden bir tartışmanın gölgesinde, Hollanda Atatürkçü Düşünce Derneği’nin yayımladığı açıklamayı dikkatle okudum. Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine ve bağımsızlık ruhuna gösterdikleri hassasiyeti bir Türk vatandaşı olarak saygıyla karşılıyor ve takdir ediyorum. Ancak vatan sevgisinin ve Atatürkçülüğün gerçek ölçüsü, bu mirası yalnızca sloganlarla değil; bizzat Atatürk’ün kendi dili, mantığı ve kalemiyle savunabilmektir.

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yeni müfredatla ilgili açıklamalarının ardından başlayan “Kurtuluş Savaşı” ile “Millî Mücadele” kavramları arasındaki tartışma, meselenin tarihî derinliğini göz ardı ederek sığ bir kutuplaşmaya dönüşmektedir. Oysa bu iki kavramı birbiriyle çelişen, hatta birbirini gölgeleyen ifadeler gibi sunmak, her şeyden önce Mustafa Kemal Atatürk’ün tarih anlayışına ve kullandığı terminolojiye aykırıdır.

Gelin, bu meseleyi gerçek bir milliyetçilik ve Atatürkçülük anlayışı çerçevesinde, nezaketle ve tarihî gerçekler ışığında değerlendirelim.

Atatürk’ün en büyük eseri olan ve Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini ortaya koyan Nutuk, şu cümleyle başlar:

“1919 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye…”

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a ayak bastığı andan itibaren başlattığı bu topyekûn hareketi anlatırken, Nutuk boyunca süreci “Millî Mücadele” (Mücadele-i Milliye) olarak ifade eder. Dolayısıyla “Millî Mücadele” kavramı; sonradan üretilmiş, “Kurtuluş Savaşı” kavramını unutturmak amacıyla ortaya atılmış bir kelime oyunu değildir. Aksine, bizzat kurucu iradenin, yani Atatürk’ün kendi kalemiyle yazdığı tarihin temel kavramlarından biridir.

“Kurtuluş Savaşı” ya da “Harb-i İstiklal” ise bu büyük destanın askerî yönünü ifade eder. Ordumuzun cephede kazandığı zaferleri anlatır ve elbette milletimizin gurur kaynağıdır. Ancak “Millî Mücadele” kavramı bundan çok daha geniş bir anlam taşır. Cepheye kağnılarla cephane taşıyan Anadolu kadınlarını, İstanbul’dan Anadolu’ya silah kaçıran Mim Mim Grubu’nu, cephe gerisinde açlıkla, cehaletle ve hastalıklarla mücadele eden aziz milleti, Erzurum ve Sivas kongrelerinde ortaya konan siyasi iradeyi de kapsar.

Kısacası Millî Mücadele; yalnızca askerî bir savaş değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel yönleri bulunan topyekûn bir bağımsızlık ve yeniden diriliş hareketidir.

Bunun yanında, bu mücadele yürütülürken cephede ve cephe gerisinde güçlü bir manevi atmosfer de hâkimdi. “Allah Allah” nidalarıyla gerçekleştirilen savunma ve taarruzlar, milletimizin inancı ile vatan sevgisinin nasıl bütünleştiğinin en güçlü örneklerinden biridir. Askerlerimiz; ezanlar dinmesin, vatan işgal edilmesin ve mukaddes değerler çiğnenmesin diye canlarını ortaya koyarak savaştılar. Millî Mücadele’nin manevi kahramanları ve aziz şehitleri, bu toprakların bağımsızlığı ve mukaddesatı uğruna gözlerini kırpmadan şehadete yürüdüler.

Asıl Atatürkçülük; kavramlar üzerinden yapay kutuplaşmalar üretmek değil, o kavramların içini Atatürk’ün hedef gösterdiği “muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma” ülküsüyle doldurmaktır. Kurtuluş Savaşı da bizimdir, Millî Mücadele de bizimdir. Bu iki kavramı birbirine rakip gibi göstermek, kurucu iradenin ortaya koyduğu topyekûn bağımsızlık mücadelesini eksik okumak anlamına gelir.

Netice itibarıyla;

Her olayda ve her fırsatta yeni bir ayrışma zemini aramak, kötü niyet okumalarına yönelmek bizleri yalnızca böler ve zayıflatır. Günümüz dünyasında eleştirel ve analitik düşünceden uzaklaşmadan, söylenen her iddianın doğruluğunu ve dayandığı kaynakları sorgulamak zorundayız.

Özellikle Avrupa’da faaliyet gösteren Türk sivil toplum kuruluşları olarak ayrışmayı ve kutuplaşmayı körükleyecek söylemlerden titizlikle uzak durmalıyız. Kılı kırk yararak hareket etmeli; kendi düşüncelerimize aykırı olsa bile toplumu ayrıştıracak, insanlarımızı kin ve husumete sürükleyecek yaklaşımlardan özenle kaçınmalıyız.

Saygılarımla,

Fehmi Uzun

Kurtuluş Savaşı’na “Milli Mücadele” Demek Atatürkçülüğe Aykırı mı?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!