Fehmi Uzun
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kenan Özyiğit’e Dostane Bir Yanıt: “Analitik Düşünce Bir Lüks Değildir”

Kenan Özyiğit’e Dostane Bir Yanıt: “Analitik Düşünce Bir Lüks Değildir”

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Bizi PayPal Üzerinden Bağış Yaparak Destekle

Analitik Düşünce Bir Lüks Değildir

Sayın Kenan Özyiğit’e Dostane Bir Yanıt

Geçtiğimiz günlerde Hollanda Atatürkçü Düşünce Derneği eski Başkanı Sayın Kenan Özyiğit, kaleme aldığım köşe yazısına cevaben “Fehmi Uzun’a Kısa Cevap” başlıklı bir değerlendirme yayımladı. Yazısını dikkatle ve saygıyla okudum.

Her şeyden önce, düşüncelerimi tartışmaya değer bularak cevap verme nezaketini göstermesini kıymetli buluyorum. Çünkü Cumhuriyet kültürü; farklı fikirlerin susturulmasıyla değil, medeni biçimde tartışılmasıyla güçlenir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Fikirler çatışır, hakikat doğar.” anlayışı da tam olarak bunu ifade eder.

Sayın Özyiğit yazısında özetle şu görüşleri dile getiriyor:

«”Bizim ‘Millî Mücadele’ kavramıyla hiçbir sorunumuz yoktur. Aynı şekilde ‘Kurtuluş Savaşı’ da milletimizin ortak hafızasının ayrılmaz bir parçasıdır. Sorun, bu iki kavram arasında yapay bir karşıtlık oluşturarak toplumun tarih bilincini bulandırmaya çalışmaktır.”»

Devamında ise şu soruyu yöneltiyor:

«“Bu tartışmayı başlatan kimdir? Toplumu kutuplaştıran ve yapay bir gündem oluşturan kimdir?”»

Yazısının sonunda ise Hollanda Atatürkçü Düşünce Derneği’nin yayımladığı açıklamaya yer vererek şu ifadeleri paylaşıyor:

«”Bizim ‘Millî Mücadele’ kavramıyla bir sorunumuz yok. Asıl mesele, sizin ‘Kurtuluş Savaşı’ ile olan sorununuzdur. Cumhuriyet’in kurucu iradesini ve bağımsızlık mücadelesini gölgeleyen anlayış, Cumhuriyet’in emanet ettiği Millî Eğitim Bakanlığı makamını temsil edemez. Cumhuriyet’in kazanımı olan o makamı daha fazla işgal etmeyin. İstifa edin.”»

Bu açıklamaları dikkatle okudum.

Ancak küçük bir sitemimi de paylaşmak isterim.

Aslında bu köşe yazım yayımlanmadan üç gün önce, Hollanda Atatürkçü Düşünce Derneği’nin aynı paylaşımının altına, yazımın geniş bir özetini yorum olarak bırakmıştım. Keşke Sayın Özyiğit ve dernek yönetimi, şahsıma hitaben bir cevap kaleme almadan önce o yorum üzerinden bir değerlendirme yapmayı tercih etselerdi. Muhtemelen bugün konuştuğumuz birçok konu, daha o gün karşılıklı anlayış içerisinde açıklığa kavuşmuş olacaktı.

Sayın Özyiğit’in yazısında yer verdiği bazı ifadeler aslında benim anlatmak istediğim düşünceyle önemli ölçüde örtüşüyor.

Nitekim kendisi de “Millî Mücadele” ile bir sorunlarının olmadığını, “Kurtuluş Savaşı”nın da milletimizin ortak değeri olduğunu açıkça ifade ediyor.

Benim yazımın temel amacı da tam olarak buydu.

Ben hiçbir zaman “Kurtuluş Savaşı yerine Millî Mücadele kullanılmalıdır” gibi bir iddiada bulunmadım. Aynı şekilde “Kurtuluş Savaşı” kavramına karşı da olmadım. Tam tersine, bu iki kavramın birbirinin alternatifi gibi sunulmasının tarihsel açıdan doğru olmadığını anlatmaya çalıştım.

Çünkü “Millî Mücadele”, yalnızca cephede verilen askerî savaşı değil; Anadolu’daki direnişi, kongreleri, diplomatik girişimleri, halkın fedakârlığını ve nihayet Kurtuluş Savaşı’nı da içine alan daha geniş tarihsel sürecin adıdır.

“Kurtuluş Savaşı” ise bu büyük mücadelenin askerî safhasını ifade eder.

Dolayısıyla biri diğerini dışlayan değil, biri diğerini kapsayan tarihî kavramlardır.

Benim dikkat çekmek istediğim nokta tam olarak budur.

Sayın Özyiğit yazısında, “Tartışmayı başlatan Bakan’dır.” diyor.

Ben ise meseleyi kişiler üzerinden değil, kavramlar üzerinden değerlendirmeyi tercih ediyorum.

Bugün bakan olur, yarın başka biri olur.

Ancak tarihî kavramlar siyaset üstüdür.

Ben yazımı herhangi bir siyasi kişiliği savunmak ya da eleştirmek amacıyla değil; tarihî kavramların doğru anlaşılması gerektiğine inandığım için kaleme aldım.

Çünkü benim için önemli olan, sözü söyleyen kişinin kim olduğu değil; söylenen sözün tarihsel gerçeklikle ne kadar örtüştüğüdür.

İşte analitik düşünce tam da burada devreye girer.

Cumhuriyet’i yaşatmanın yolu sloganları tekrar etmekten değil; olaylara eleştirel bakabilmekten geçer.

Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük miraslardan biri de budur.

Nutuk’u okuyan herkes görecektir ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Millî Mücadele” kavramını defalarca kullanmaktadır.

Bu kavram, Cumhuriyet tarihimizin en önemli üst başlıklarından biridir.

Dolayısıyla “Millî Mücadele” ile “Kurtuluş Savaşı”nı karşı karşıya getirmek de, birbirinin yerine koymak da tarihî gerçekliği eksik okumaktır.

Benim itirazım tam olarak bu noktadadır.

Ne Sayın Kenan Özyiğit’i hedef aldım…

Ne Hollanda Atatürkçü Düşünce Derneği’ni…

Ne de herhangi bir siyasi anlayışı savundum.

Ben yalnızca, toplumun ortak tarihini konuşurken daha dikkatli, daha analitik ve daha kuşatıcı bir dil kullanmamız gerektiğini ifade ettim.

Çünkü Atatürk’ü gerçekten anlamak, onun yalnızca kullandığı kavramları tekrar etmek değil; o kavramların tarihsel bağlamını doğru okuyabilmektir.

Cumhuriyet’in aydınları olarak hepimize düşen görev de budur.

Fikir ayrılıkları olabilir.

Yorum farklılıkları olabilir.

Ancak ortak paydamız; Cumhuriyet, bağımsızlık ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Bu ortak paydayı büyütmenin yolu ise kutuplaşmayı artırmak değil; birbirimizi dikkatle dinlemek, anlamaya çalışmak ve tarihî gerçekleri birlikte savunmaktır.

Bu vesileyle Sayın Kenan Özyiğit’e, düşüncelerime cevap verme nezaketini gösterdiği için bir kez daha teşekkür ediyor; bu fikir alışverişinin, kişileri değil fikirleri merkeze alan demokratik tartışma kültürüne katkı sunmasını temenni ediyorum.

Çünkü analitik düşünce bir lüks değil, Cumhuriyet aydınının vazgeçilmez sorumluluğudur.

Saygılarımla

Fehmi Uzun-Rotterdam

Kenan Özyiğit’e Dostane Bir Yanıt: “Analitik Düşünce Bir Lüks Değildir”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!