1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yavuz Nufel
  4. “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!”
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!”

featured

To be, or not to be: that is the question- Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!

(William Shakespeare )

Heybe’den Truva’ya;  Truva’dan Türk Rivierası’na…

20 Temmuz 2026’da gidenlerin ardından, Kültür Bakanı olacak insan başlıklı yazımı okumuş muydunuz…

Okumayan okusun, okuyanlar da tepki olarak bu ne perhiz bu ne laha turşusu demişti.

Sanıyorum 30 Haziran 2026’da Büyükelçiliğimizde öyle bir etkinlik yapıldı ki, Hollanda’nın en üst düzey turizmci, yönetici, gazeteci, politikacı hatta ve hatta Kraliyet ailesinden Prenseslerin katıldığı…  “Truva’dan Türk Rivierası’na adlı bir etkinlik yapıldı. Çoğunuz bunu dün yani 45 gün sonra öğrendiniz.

Bugüne kadar paylaşılmadı, Nato Zirvesi,  15 Temmuz anması vs derken zat-ı şahaneleri  dün yayınlamayı uygun görmüş, eyvallah..

Etkinliğin sosyal medya hesaplarında paylaşımı aynen harfi harfine şöyle:

“Truva’dan Türk Rivierası’na”

Hollanda’daki turizm, kültür-sanat ve iş dünyasının değerli temsilcileriyle, Türkiye’nin binlerce yıllık tarihini ve eşsiz kültürel zenginliğini farklı deneyimlerle buluşturduğumuz özel bir akşam gerçekleştirdik.

Anadolu’nun kadim hikayesini arkeolojiden mitolojiye, gastronomiden müziğe uzanan çok katmanlı bir programla anlattığımız gecede; Truva’nın büyüleyici geçmişine Prof. Dr. Rüstem Aslan’ın anlatımıyla yolculuk ettik. “Troya, Kent, Homeros ve Türkiye” kitabının tanıtımıyla bu eşsiz mirasın izlerini daha yakından keşfettik.

“The Anatolian Table” deneyimiyle Türkiye’nin yedi bölgesinin kendine özgü lezzetlerini ve bu lezzetlerin taşıdığı kültürel mirası aynı sofrada buluşturduk.

Gecemiz, Ela Yalçın ve Şükrü Kirtis’in harp ve ney performanslarıyla Anadolu’nun ruhuna eşlik eden ezgilerle devam ederken, Türkiye’nin geçmişten günümüze uzanan çok katmanlı kültürünü ve zenginliğini de konuklarımızla paylaşma fırsatı bulduk.

TV programcısı Winston Gerschtanowitz’in Hollanda’da Türkiye’yi yeniden ve yeni keşfedecek dostları için “Seyahat Kulübü”nün ilk buluşmasına da ev sahipliği yapmış olduk

Anadolu’nun hikayesi binlerce yıldır anlatılıyor. Biz de bu hikayeyi yeni dostluklar, yeni deneyimler ve yeni bağlarla anlatmaya devam ediyoruz.

Bu değerli gecede emeği geçen Kültür ve Tanıtma Müşavirimiz Nilgün Kılıçarslan ile Kültür ve Tanıtma Ataşe Yardımcımız Pınar Bilgen Ermiş’e; küratörlüğü için İrem Sezer Kalyoncu’ya; hazırladığı enfes sofra için Şef Esra Acar Koç’a ve organizasyon için Seda Dost Çetin’e teşekkür ederiz!

O gün tesadüf oradan deniz kıyısına doğru gidiyordum, bir hareketlilik vardı. Elçiliğimizin protokol kapısı açıktı, siyah mercedeslerin biri geliyor, biri gidiyordu görebildğim kadarı ile. Biraz sordum soruşturdum yukarıda yazan etkinliğin olduğunu öğrendim. Detaylarını bilmiyordum ama o yüzden  20 Temmuz tarihindeki yazımda şöyle demiştim:

“Ben ne gidişine salya sümük ağlayanlar,  ne de zil takıp oynayanlar arasında olmayacağım.  Bildiğim, inandığımı doğrulardan taviz vermeden,  ben sayın Fatma Ceren Yazgan’ın  Turizm ve Kültür Bakanı olması için umutlarımı hep fırından yeni çıkmış somun sıcaklığında tutmaya devam edeceğim…  Ki bir gün olur da bakan  olursa  bir kez daha;   ” Bakın ben demiştim, yazmıştım” diyeceğim..

Ancak şu bir gerçek ki; alışılmış diplomat profilinin dışına çıkan, toplumla temas kuran, kültür ve sanatı diplomasinin önemli bir parçası haline getirmeye çalışan bir isim olarak görev yaptı.

Yolu açık olsun”

Şimdi anlatabildim mi?

“Truva’dan Türk Rivierası’na” Kendimiz çalıp oynamadan.  lobi ise lobi, kültürel etkinlikse kültürel etkinlik, tanııtımsa taıtım,  işte budur, nokta…

Bu güne kadar böyle bir etkinliği kültür bakanlarımız bile yapmamıştır.  Bırakın yapmayı bu sene Utrecht Turizm fuarına bile katılmayışımıza ne demeli.

Yukarıdaki  etkinliğin videsounu izledim.  “İşte bu” dedim… Zamanlama öyle olmuş ki, dünyada sinemalseverlerin  Odessa filmininin gösterime girmesini dört gözle beklerken ve  gösterime girmesine  daha 17 gün varken.

Kançılarya bahçesinde kabartma bir Türkiye haritası, Fatma hanım davetlilerine başta Çanakkale ( Truva)  olmak üzere Türkiye’nin tarihi yerlerini anlatıyor.

Gerçekten gurur duydum, davetliler için hazırlanan masalar, sunumlar yaz yaz bitmez. Hani bazen bir bakışta ömür boyu  sürecek bir aşk doğar ya işte öyle bir şey bu etkinliğin   da bir dakikalık videosu. Kelimelrr kifayetsiz kalsa da  kitap yazılır.

Söze yekün tutacak olursak, Tebrik ederim demek de kifayetsiz kalır,  ama yine de “Yazmasam olmaz” diyeceklerim çok da bir kaç tanesini yazayım…

Arabaşının  hangi ilimize ait olduğu,  Heybemizde ne olduğu, ne Karamana’lının, Yozgat’lının , Sivas’lının Qultürel etkinliği Hollandalıyı ne kadar ilgilendirir, niye ilgilendirsin. ( K harfini özellikle Q olarak yazdım öyle telafuz ettikleri için )

Hangi restorana fetöcü girdi, hangisinden çıktı, kim facebok’da ne paylaştı, çakma kontes politikacı 4 oy mu aldı 6 mu Türk bilgilendirme ve dokümantasyon merkezi vakıfı’nın projeleri, Mustafa Özcan’ın  ne yazdığı anlaşımayan köşe yazıları…

Elbette kimsenin işine karışacak, akıl verecek değilim, ( yeteri kadar o işi yaptığını ileri süren var)   fakat yıllar önce almancılar  Türkiye’ye izine geldiklerinde, “ Benim bi Alman şefim var beni çok sever çok… Bu işi sendan başkası yapamaz, bi arıza bi eksik olunca  bana sorar,” derler, köylüler de hayretle mi, kıskançlıkla mı, yoksa  koyun koyun mu dersiniz  dinlerdi.

Çok şükür o tarz konuşan almancı, gurbetçi tipi kalmadı ama başka bir veriyonu türedi. Şöyleki;” Konsolosumuz, Büyükelçimiz ben çok sever çok, bak birlikte fotomuz, ne yapsa bana sorar, kanki olduk kanki” sözleri ile garip gurabaya hava atılmasına uyuz, gıcık hatta deli oluyorum. Bütün mesele bu.

3 gün önce bir arkadaş aradı, arayan arkadaş dedi ki, “Yav Yavuz abi,  adam ile ufak bir sorunumuz vardı bana ne dese beğenirsin. Dur önce özür dilerim senden, çünkü bazen yazılarına iyice saçmalıyor diyordum ama şimdi az bile yazıyormuş diyorum” dedi.

Yahu bırak benim yazılarımı ne dedi onu söyle, “ Bana bir fotoğraf gösterip akıllı ol bak ben kimlerle oturup kalkıyorum, direk aklıma sen geldin o yüzden aradım” dedi…

Yahu iş yapacağınız insanları önce adını Goggle amcaya sorun, HAdi Türk medyasını s.. edin,  Hollanda Medyasında haberi var mı, varsa nasıl var ondan sonra iş yapın ya da yapmayın dedim, daha ne diyeyim.

Heybeden bir şey çıkmadı ama, Truva atından kültür çıktı, lobi çıktı, Türkiye’ye sevgi çıktı, hayranlık çıktı, turizme destek çıktı hareketlilik çıktı. En güzel şeylere layık ülkem için güzellikler çıktı daha ne olsun…

Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!

Yavuz Nufel-NHaber.nl

 

 

 

 

“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!