Hollanda genel seçimleri bitti… Henüz yeni koalisyon kurulmadı. 29 Ekim 2025 tarihinde yapılan genel seçimler öncesi “Genel ŞEY” krizini atlatan DENK’te benim üç sene kadar önce yazdığım gibi Köse gitti, Kuzu geldi… Mart 2026’da yerel seçimler var… Genel ŞEY’in arzusu Rotterdam’a wethouder olmak; bunu da yazmıştım. Olur veya olmaz bilemem ama olsa da olmasa da DENK’in içindeki sıkıntılar gün yüzüne çıkacak…
Seçimler bitti de “Şu adamdan kurtulduk.” diye sevinenler, durun; asıl tiyatro şimdi başlıyor… Yerel seçimlerde belediye meclis üyelikleri için aday olanlar, yerlerini beğenmeyenler, aday gösterilmeyenler, seçilmeyenler… DENK’i öyle gebe bırakacak ki bir dahaki genel seçimlere kadar üçüz doğuracak. Hababam Sınıfı gibi dokuz doğursa film gibi izler güleriz ama bu öyle değil…
Şimdiden öyle sondaj yapıyorum ki tam bir araştırmacı, soruşturmacı (hatta “karıştırmacı” da diyebilirsiniz) gazetecilik ile işin suyu ha çıktı ha çıkacak…
Nedir bu üçüz meselesi? Yazayım; yazmasam olmaz. Şimdi çiçeği burnunda ikinci kez milletvekilimiz “Abartmasan olmaz.” diyecek ama değil…
Partinin iki kurucusundan biri olan Selçuk Öztürk’ü seven, sayan, destekleyen hatırı sayılır bir üye grubu olduğu malum. Bugüne kadar seslerinin çıkmayışı ya erdemli olmalarından, ya azınlıkta olduklarından ya da ağabeylerinden “Siz sakin olun, bekleyin.” talimatı aldıklarından… İşte doğacak üçüzün ilki bunlar olacak.
Diğer yanda partiye yaklaşık dört yıl başkanlık yapmış, iki genel seçim yaşamış ve partiyi erimekten kurtaran Ejder Köse var… Onun da kendine göre sevenleri, üyeleri, taraftarları var. Şimdilik parti içinde sesleri çıkmıyor gibi görünseler de Kuzu’nun “Genel ŞEY”liğini kabul etmiş değiller. Ve bunlar da DENK’in doğuracağı üçüzlerden ikincisi olacak…
Öteki ise: Bu kadar badireden sonra yeni bir Genel ŞEY değil ama başkan seçebilirlerse “Yeni (Nieuwe) DENK Partisi” olarak küllerinden doğabilecek; yok eğer mevcut Genel ŞEY başta kalırsa ölü doğacak, Jan Maat’ın Centrum’u gibi tarih olacak…
Özetleyelim mi üçüzleri?
- Selçukçular
- Ejderciler
- Tunahancılar
(Buraya Tunahancılar yerine Doğukancılar yazmayı çok isterdim ama maalesef…)
Peki Stefan van Baarle ne yapacak?
Kenardan izleyecek, işine gelen grubu destekleyecek…
Göreceksiniz, DENK’ten kopanlar tekrar parti kurmayı deneyecek; hatta kuracaklar bile… Kopmalar devam ederken yeni parti kurma sancısını göze alamayanlar ise “Burada kurulmuşu var.” diye, hani şu seçim öncesi kurulan ve topu topu 160 oy alan parti var ya… İşte ona yatay geçiş yapacaklar.
Yine o partiden altı tercihli oy alan bir aday vardı (aslında aldığı oy altı değil dörtmüş; bu meslekte oluyor bazen böyle hatalar, düzeltir özür dilerim). O kardeşimize sözüm var, onu destekleyeceğim… Ama onun engin ileri görüşü ve siyasi dehası ile hareket ederek…
Helal olsun; kendi hakkında bana yazdırdı, sonra da mağduru oynadı, iyi mi?
Adını sadece oy veren dört kişi bilirken, daha önce DENK’te tercihli oy veren 2.800 kişi bile unutmuşken nasıl gündem oldu ama…
Yine yazdığı mesajlardan yola çıkarak hareket edip güya onu ezmeye çalışacağım… “Yaz abi, yerel iç seçimi stratejimiz olur… Bizim insanımız mağduru sever.” dedi. WhatsApp’tan yazdı, iyi mi? Hatta hızını alamadı; DENK’in üç sandalyesini korumasını, Doğukan’ın aldığı tercihli oyları benim eleştirel yazılarıma bağladı, iyi mi?
Madem öyle, ben de “Gel, DENK’e genel başkan adayı ol.” dedim. İstifa etti, gitti, parti kurdu… Vallahi kendimi iyi analiz eden, iletiyi gören sanıyordum ama bir metre ötesini göremiyormuşum. Demek ki bu kızımız/kardeşimiz DENK’in üçüze gebe olduğunu benden önce hissetmiş, görmüş.
Bu arada Hollanda Türk basınıyla ilgili sosyal medya hesabından bir şeyler paylaşmış; üzerime alınacak tek bir harf bulamadım. Sizi tenzih ederim ama daha önce sosyal medyada heyheylenen, celallenen şahıslar için paylaşımlarına “Yatağında yellenip yorganın altına girmek gibi.” bir cümle kurmuştum…
Allah yolunuzu açık etsin. Ben size canınız sıkılmasın diye bu şekilde yol arkadaşlığı ederim, merak etmeyin…
Yavuz Nufel – NHaber.nl

