İki haftalık Türkiye seyehatim bitti ve dödüm. İşte izlenimlerim, gözlemlerim ve sokak röportajım…
Türkiye’ye gidince ister istemez Türkiye gündemi ile haşır neşir oluyor insan…
Sık sık sosyal medyada gördüğümüz sokak röportajcılarına rastlasam da bana da sorular sorsalar diye geçerdi aklımdam.
Nihayet Pendik’te tren istasyonunun karşısında uzatıldı mikrofon…
ONLAR SORDU BEN CEVAPLADIM
Onlar sordu ben cevap verdim.
SORU: İmamoğlu deyince aklınıza ne geliyor?
CEVAP: İstanbul, Belediye Başkanlığı, yolsuzluk, mahkumiyet,
SORU: Peki, İmamoğlu’nun tutuklu yargılanmasına ne diyorsunuz?
CEVAP: Tutuksuz yargılanmalı…
SORU: Türkiye’de hukuk sistemi adil mi, adalet var mı?
CEVAP: Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir.
SORU: Peki, yarın seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz?
CEVAP: AK, Partiye…
SORU: Neden, Memnunsunuz yani,
CEVAP: Yüzde 51..
SORU: Aylık geliriniz ne kadar?
CEVAP: Yurtdışında yaşıyorum.
Türkiye’de asgari ücret ne kadar biliyo musunuz?.
CEVAP: 25 bin TL civarında…
SORU: Peki, fiyatları görüyorsunuz, bir aile asgarai ücretle geçinebilir mi?
CEVAP: Evi kendinin, kira derdi yoksa iki katı olmalı, fakat yaşam tarzına bağlı, 5 katına çıksa da geçinemez, 50 katına da çıksa da geçinemez.
SORU: Yurtdışından Türkiye nasıl görünüyor?
CEVAP: Güçlü, istikrarlı, güzel, son yıllarda pahalı…
Sorular peş peşe gelince mikrofon uzatıcıyı uyardım, “Bak kardeş meslektaşız, montajlayarak, kırparak yayınlarsanız sakın yayınlamayın, yoksa başınıza ekşirim” dedim..
İki hafta geçti henüz bir yerde görmedim. Çünkü söylediklerim, çekim yapan arkadaşların hoşuna gitmemiş olabilir.
Söyleşi şöyle devam etti:
SORU: Yurtdışında yaşayanların Türkiye seçimlerinde oy vermesine nasıl bakıyorsunuz, yaşamadığı ülkenin kaderini belirlemeye hakları var mı?
CEVAP: Olaya o açıdan bakmamak lazım. O zaman o insanlar yaşamadıkları ülkeye yılda yaklaşık 12 milyar dolar neden yatırım yapıyorlar. Gurbetçilerden ayak bastı parası alınsın diyen dallamalar konusuna girmiyorum bile..
SORU: Yani, yurdışında yaşayanların oy kullanma taraftarısınız,
-Bu haliyle baştan beri karşıyım, taraftar değilim, fakaaat..
SORU: Neden?
CEVAP: Ben sadece seçme değil, seçilme hakkının da verilmesini yazdım, çizdim söyledim yıllarca. Sadece seçmekle olmaz..
SORU: Nasıl olacak peki?
CEVAP: Türklerin yoğun yaşadığı ülkeler seçim bölgesi olmalı . Almanya, Hollanda, ABD, Fransa gibi.. Örneğin Almanya 10, Hollanda 3, Fransa 3 milletvekili yollamalı TBMM’ye…
-Peki ya diğer ülkeler?
CEVAP: Oy vereceklerin nüfusuna göre, seçim bölgesi olmayan ülkelerde yaşayanların oyları da en yakın seçim bölgesindeki adaylarına verilir. Bugün her ülkenin sorunları farklı. Almanya’da yaşayan 3 milyona yakın insanımız var. Hollanda’da 600 bin. Düşünün Türkiye’de 3 milyon insanı yaşadığı bir şehrimiz kaç milletvekili çıkartıyor?
-Son bir soru, bir çok insan yurtdışına gitmek için çareler arıyor, on binlerce gencimiz de gitti… Çok hızlı beyin göçü var, bu konuda ne düşünüyorsunuz.
CEVAP: Haklısınız, expatları soruyorsunuz. Beyinleri göçüyor ama yürekleri burada. Çok tanıdığım var, gittikleri için memnun olanlarla pişman olanlar aynı oranda… Çünkü pişman olanların bir kısmı Türkiye’deki yaşam şartlarını sosyal hayatı orada bulamayınca boşluğa düşüyor. Ekonomik boyutuna gelince Avrupa ülkelerinde alamadıkları ücreti TL’ye çevirip hayal kurarsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. Çünkü her ülkenin kendine göre bir yaşam tarzı, fiyat politikası var.
SORU: Örneğin?
CEVAP: Örnek çok, yani Gittiği ülkede 3 bin euro alan biri için ilk düşünce şu: OOO, 165 bin TL eder… Doğru.. Ama orada Euro kazanış TL harcamıyor ki… 3 bin euro kazanan birinin eline ayda yeme- içime, gezip tozmaya, giyşim kuşama kalsa kalsa 500 euro kalır. Ailede iki kişi çalışıyor yani 6 bin euro kazanıyorlarsa tamam sorun yok..
SORU: Anlamadım?
CEVAP: 3 bin euro kazanan birsinin 1000- 1500 ev kirası, 300-400 gaz elektirk, 150-200 sigorta katkı payı, yangın, hırsızlık, araba sigortası, cep telefonu; varsa arabanın vergisi, park parası vs yaklaşık 400 euro; ne etti toıplam? Bir de sigara içiyorsa yandı zaten… Günde bir paket desek, paketi 15 eurodan 450 eder ayda, o zaman o az önce bahsettğim 500 de kalmaz eline!
SORU: Kira yardımı şu bu almıyorlar mı?
CEVAP: Yok o yardımı, en düşkün işsiz, gerliri asgari ücret civarında olan, sosyal yardım alarak yaşayanlara veriyorlar. Onların da eline haftada kalsa kalsa 80 eurp falan kalıyor.
SORU: Peki o zaman şartlar o kadar zor da neden dönmüyorlar.
CEVAP: Alışkanlık. Sakal, Bıyık, Tükürük…
Son bir soru: Yurtdışında yaşayanların Türkiye’de dışlanmasına ne diyorsunuz, siz dışlandınız mı, böyle bir sorun gerçekten var mı?
CEVAP: Var elbette, fakat dışlayanlar var ya onlar için yukarıdaki toplum için sözü uyarlayarak diyorum ki “Her gurbetçi hak ettiği şekilde dışlanır, ya da kabul edilir” Dışlanmayı hak eden de var, etmeyen de, dışlayanlardan ezik psikopat olan tipleri de var, kamerayı mikrofonu görünce ne bok yiyeceğini bilmediği gibi ağzından çıkanları duymayanlar da. Bazıları dışlanmayı hak ediyorlar dedim, çünkü yaşadıkları ülkelerde yapamadıklarını burada yapmaya kalkıyorlar. Trafikte, tatil yörelerinde, mahallede, çarşıda… Almancı olduğu duyulsun, bilinsin, görülsün diye bas bas bağırıp yırtınıyorlar adeta…
Haliyle burada vatandaşlarda tepki gösteriyor. Ne alırlarsa alsınlar, nerde yemek yerlerse yesinler, metroya tramvaya binsinler çevresindekiler duyacak şekilde, “ Ana baksan 400 TL, 10 Oyro bile değil” ürünün ucuzluğuna hayret nidası ya da “ Lan baksana 5 bin TL, 100 Oyro eder… Biz alamıyoruz ama demek ki millette para ki alıyor, bir de şikayet ediyorlar” şeklinde yorumlar, yorumlar, mukayese etmeler. Benim bile yeter artık dediğim zamanlar oluyor.
Almancı denilen insanların giyim kuşamları, yolda yürümeleri, boyunlarına çanta asmaları bile “ Hey bakın ben Almancıyım” dercesine…
Ki, onların çoğu Avrupa’da en düşük gelir seviyesine sahip, 11 ay boyunca sosyal yaşantıları olmayan, açık ceza evinde yaşar gibi yaşayan diyebileceğimiz insanlar. Buraya gelince güneş görmüş gibi gözleri kamaşıyor beyinleri farklı çalışıyor.
- Mevzu derin kardeş, konuşalım mı bende vakit çok, konuşalım ama önyargısız kitabın orta yerinde olur mu?
- Kitabın orta yerinden konuşan mı kaldı abi…
- Baştan söyleseydin bunu seninle söyleşi yapmazdım. O Halde siz de sorularınızı sorarken kitabın orta yerinden değil istediğiniz yerinde sordunuz ön yargılıydınız, aha bi Almancı yakaladım, biraz şaçmalarsa iyi iş çıkartırız falan mı dedin.
( Gülüşmeler ) Hakkını helal et abi ama benzer şeyler düşünmüştüm..
Yavuz Nufel- NHaber.nl




