Daha önce bu konuya Sevgili Genel Yayın Yönetmenim Sedat Tapan dokundu…
Şimdi de Hollanda’da kalem ve kelam erbaplarından Sevgili Metin Yazarel yazmış…
Özellikle haber. makale, başlık konusunda güzel bulmuş isem o yazıyı yazan rakibim, düşmanım da olsa arar ya da ilk gördüğüm yerde hakkını verir tebrik ederim…
Bedava dağıtılan gazete veya dergiler bırakıldıkları marketlerde vs yerlere atıldığını gördüğümde ekmek kırıntısı gibi yerden alır tezgah üstüne koyarım. Çünkü gazete dergi çıkarmanın zorluğunu bilirim…
Ama bu köşede de söyleyeceklerimi gözümü budaktan sözümü dudaktan ve duyacak kulaktan çekinmeden söyledim, söylüyorum, söyleyeceğim…
Metin’in yazısı da yazmasam olmaz türünden blr yazı olduğu için “ almadan olmaz” dedim, aradım, tebrik ettim, kendisinin de izni ile aldım ve yayınlıyorum.
Ara not: Samimiyetten ve bana olan saygısından o bana “abi” dediği için ben Metin, diyorum ki, beyliği çoğundan fazla hak ediyor)
İşte Sevgili Metin’in Almasam olmaz, dedirten ve sosyal medya hesabından yayınladığı yazısı noktasına, virgülüne, ünlemine, ayracına dokunmadan şöyle:
Yeni moda..!
YENİ YIL RESEPSİYONU…

Her zamanki gibi, bu resepsiyonlarda protokolde hazır bulundu. İçi ve içeriği boş, etkisiz etkinliklerle salon sosyetesi resepsiyoncular, yeni yıl hedeflerini protokolün huzurunda deklare ettiler.
Eline aldığı notu okumaktan aciz bazı dernek yöneticileri; aile efradı, akraba ve hemşehrilerine, parasını ödeyerek yaptırdıkları haberleri gösterip ne kadar önemli olduklarının havasını bastılar.
Yeni yıl hedefleri oldukça tanıdık. Akülü araba, kumanya paketi, fitre, zekât ve hayır hasenat işleri…
Araya tadından yenmez birkaç vali, kaymakam ve belediye başkanı ziyareti de serpiştirildi.
Tabii ki temsil edilen ilin milletvekilini, belediye başkanını ya da valisini Hollanda’ya davet edip geniş katılımlı salon toplantıları düzenlemek ihmal edilmedi. En fiyakalı faaliyet olarak kayda geçti. Sivil toplum dediğin zaten organizasyon işi değil miydi?
Aralık 2019’da, Yavuz Nufel’in sunduğu Life24 TV’de STK’ları (Türk Sivil Toplum Örgütlerini) tartıştığımız bir programda hemşehri derneklerini sivil toplum örgütleri kategorisine dâhil etmiştim. Ancak zamanla bu derneklerin yöneldiği faaliyet alanlarına baktığımda acı bir gerçekle yüzleştim.
Bunlar ne sivil itaatsizlikle ilgileniyor ne de itaatkâr-itaatsizlik gibi sivil toplumun ruhuna ve yapısına uygun işlere yöneliyor… Zahmetsiz, risksiz, bol alkışlı hayır hasenat sahasında dolaşmayı tercih eden bir modelle hizmet ürettiklerini zannediyorlar.
Biliyorum, bu satırlardan rahatsız olanlar olacak. Ama ben yazıyı, rahatsız olacak başkanlara küçük bir hatırlatma da bulunarak bitirmek istiyorum.
Sivil itaatsizlik ve itaatkâr-itaatsizlik kavramlarından ne anladığınızı, o huzurunda bulunmaktan memnuniyet duyduğunuz protokolün önünde benimle tartışmaya cesaretiniz varsa itiraz edin derim.
Metin Yazarel
Dip not: Buradan yola çıkarak benim de STK’ların kendi aralarında büyüklük ,etkili olma kriterlerini yazmak için iki gün müsade istiyorum…
Yavuz Nufel- NHaber.nl

