Polisin İftarı Yasaklandı, Noel Gündeme Gelince Siyaset Kıvırmaya Başladı

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Hollanda’da emniyet birimlerinin iftar etkinliklerini sonlandırmasıyla tetiklenen tartışma, kısa süre içerisinde çok daha kritik bir boyuta taşınmıştır:

Devletin tarafsızlık ilkesi tüm inanç ve dini gelenekler için eşit mesafede mi icra edilecektir, yoksa bu ilke belirli dini faaliyetlerin kapsamına göre farklı bir yoruma mı tabi tutulacaktır?

Tartışmanın merkezinde artık yalnızca iftar yok. Noel, Hanuka ve diğer dini etkinlikler de masada.

Ve ortaya çıkan tablo dikkat çekici.

Önce “iftar” vardı

Temmuz ayında Temsilciler Meclisi’nde, JA21 Milletvekili Ingrid Coenradie tarafından sunulan ve emniyet teşkilatının iftar organizasyonlarında kaynak, tesis veya personel tahsis etmemesini öngören önerge kabul edilmiştir. Söz konusu karar; polisin mevcut personel açığı, artan iş yükü, operasyonel kapasite gereksinimleri ve kurumun tarafsızlığı ilkeleri temel alınarak alınmıştır.

Yani siyasi tartışmanın başlangıç noktası açıkça iftarlardı.

Fakat polis yönetimi daha geniş bir karar aldı.

Polis, 1 Ocak 2027’den itibaren dışarıdan insanların katıldığı dini karakterli etkinlikleri kendisinin organize etmeyeceğini açıkladı. Bu karar sadece İslam için değil; Noel, Ramazan, Paskalya, Hanuka, Diwali, Purim ve Holi Phagwa gibi etkinlikleri de kapsıyor.

Buraya kadar bakıldığında mesele aslında oldukça net:

“Bir din için uygulanacaksa, aynı ilke diğer dinler için de uygulanmalıdır.”

Fakat asıl tartışma bundan sonra başladı.

Çünkü “Noel de mi?” sorusu gelince işler değişti

De Kanttekening‘in aktardığına göre Coenradie, Nieuws van de Dag programında polisin iftar organizasyonlarının sona ermesinden memnun olduğunu söyledi.

Ancak yeni uygulamanın Noel etkinliklerini de kapsamasından rahatsızlığını dile getirdi.

Coenradie’nin yaklaşımı özetle şu:

“Benim önergem iftarlarla ilgiliydi; Noel kutlamalarını kastetmedim.”

JA21 de benzer şekilde, polisin tarafsızlığının “kendi geleneklerinin ortadan kaldırılması” anlamına gelmemesi gerektiğini savunuyor ve Noel kutlamaları ile Noel buluşmalarına alan bırakılmasını istiyor.

İşte burada Hollanda kamuoyunun önüne çok önemli bir soru geliyor:

Eğer gerekçe “polisin dini etkinlik düzenlememesi gerektiği” ise, bu ilke neden yalnızca bazı dini etkinliklerde uygulanmalı?

Yok eğer gerekçe “iftarların polis tarafından düzenlenmesi yanlıştır” ise, o zaman bunun açıkça söylenmesi ve neden yalnızca iftarların sorun oluşturduğu açıklanması gerekir.

Tarafsızlık herkese aynı mesafede durmak değil midir?

Burada kavramları birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Polisin yeni düzenlemesi aslında önemli bir ayrım yapıyor:

Polis dini etkinlikleri kendisi organize etmeyecek.

Ancak başka kuruluşların düzenlediği dini etkinliklere katılmaya devam edebilecek.

Üstelik polis bunu açıkça söylüyor: Polis çalışanları Ramazan, Noel, Paskalya, Hanuka ve diğer dini etkinliklere katılabilir; fakat bu etkinliklerde dini ritüelleri aktif olarak gerçekleştiremez. Ayrıca polis çalışanlarının kendi aralarındaki dini nitelikli iç toplantıları da devam edebilir.

Dolayısıyla sosyal medyada zaman zaman ortaya çıkan:

“Hollanda polisi artık İslami kuruluşların etkinliklerine katılmayacak.”

şeklindeki yorum doğru değil.

Yasak, dini topluluklarla temas kurmaya değil; polisin dışarıya yönelik dini karakterli etkinlikleri kendisinin organize etmesine getiriliyor.

Bu ayrım son derece önemli.

Fakat siyasi tartışmanın asıl problemi burada başlıyor

Coenradie’nin yaklaşımında Noel ile iftar arasında kültürel bir ayrım yapılıyor.

Noel’in Hollanda’nın “normları, değerleri ve kültürüne çok daha güçlü şekilde yerleştiği” savunuluyor. De Kanttekening’in haberinde de bu yaklaşım eleştirel biçimde aktarılıyor.

Burada herkes kendi siyasi ve kültürel değerlendirmesini yapabilir.

Fakat devlet kurumlarının tarafsızlığı açısından sorulması gereken soru farklıdır:

Bir devlet kurumu bir etkinliği dini karakteri nedeniyle düzenlemiyorsa, bunun ölçütü nedir?

Etkinliğin dini olması mı?

Yoksa o dinin toplumdaki tarihsel ve kültürel konumu mu?

İkinci ölçüt kullanılacaksa, bunun sınırlarını kim belirleyecek?

Ve daha da önemlisi:

Hollanda’da yaşayan Müslümanlar açısından “sizin dini etkinliğiniz dini olduğu için devlet kurumunun dışında kalır; bizim geleneğimiz ise kültür olduğu için devlet kurumu tarafından kutlanabilir” şeklindeki ayrım nasıl açıklanacak?

İşte tartışmanın asıl düğüm noktası burada.

Bir de unutulan başka bir gerçek var

İftarın sadece “yemek yemek” olmadığı açık.

Ramazan ayında düzenlenen iftar, Müslümanlar açısından dini bir dönem olan Ramazan’ın parçasıdır.

Peki Noel yemeği?

Bir Noel yemeği veya Noel buluşması da aynı şekilde dini ve kültürel unsurların iç içe geçtiği bir gelenektir.

Elbette Hollanda’da Noel’in sekülerleşmiş, aile ve toplum geleneği haline gelmiş yönleri de var. Bu nedenle her Noel yemeğini otomatik olarak dini ibadet olarak tanımlamak doğru olmaz.

Ama aynı tartışmayı iftar için de yapmak gerekir.

Bir polis iftarında mutlaka dini ibadet yapılması gerekmiyor. İnsanlar birlikte yemek yiyebilir, toplumla polis arasında iletişim kurulabilir ve farklı topluluklar bir araya gelebilir.

Nitekim Hollanda Polisi de geçmişte bu tür etkinliklerin toplumla bağlantı, güven oluşturma ve önleme çalışmaları açısından değer taşıdığını açıkça kabul ediyor.

O halde mesele sadece “masada ne yenildi?” meselesi değildir.

Mesele, devlet kurumunun hangi etkinliği kendi adına düzenlediği ve bunu hangi ilkeye göre yaptığıdır.

Ve şimdi herkes aynı soruyu sormalı

Eğer gerçekten amaç polis teşkilatının tarafsızlığını korumaksa, bunun uygulanmasında ölçünün bütün inançlara aynı şekilde uygulanması gerekir.

Bu, “Noel de yasaklansın” demek değildir.

Tam tersine:

Ya devlet kurumları dini karakterli etkinliklerin organizatörü olmaz ve bunu bütün dinler için eşit şekilde uygular; ya da hangi etkinliklerin neden istisna olduğunu açık ve objektif kriterlerle ortaya koyar.

Çünkü tarafsızlık, bir dini diğerinden daha “yerli”, daha “kültürel” veya daha “makbul” kabul etmek anlamına gelmez.

Tarafsızlığın sınavı zaten tam burada başlar.İşin en ilginç tarafı

Siyasi tartışma ilk başladığında mesele:

“Polis neden iftar düzenliyor?sorusuydu.

Şimdi ise soru şuna dönüştü:

“Polis dini etkinlik düzenlemeyecekse, bu kural Noel için de geçerli mi?”

Polisin cevabı şu anda açık:

Evet. Dışarıya yönelik dini karakterli etkinlikleri polis kendisi organize etmeyecek.

JA21’in itirazı da açık:

Hayır, iftar için verilen kararın Noel’i kapsayacak şekilde genişletilmesini istemiyoruz.

Bu iki yaklaşım arasındaki fark, Hollanda’daki “tarafsızlık” tartışmasının önümüzdeki dönemde daha da büyüyeceğini gösteriyor.

Ve belki de bu tartışmadan çıkarılacak en önemli ders şu:

Bir kural gerçekten tarafsızsa, kimin için konulduğuna bakmadan uygulanabilmelidir.

İftar söz konusu olduğunda “tarafsızlık” deniliyorsa, aynı tarafsızlığın Noel, Hanuka, Paskalya veya başka bir dini gelenek söz konusu olduğunda da nasıl uygulanacağı baştan açıkça ortaya konulmalıdır.

Çünkü tarafsızlık, sadece hoşumuza gitmeyen dini gelenek karşısında hatırlanan bir ilke olursa, toplumun bunu sorgulaması kaçınılmazdır.

Sedat Tapan

Nhaber.nl – Köşe Yazısı

 

 

 

Polisin İftarı Yasaklandı, Noel Gündeme Gelince Siyaset Kıvırmaya Başladı

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

N'haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!